|
|
|
|
D Ü N Y A Y I A Y D I N L A T A C A K T E K I Ş I K - G E R Ç E K K Ü L T Ü R I Ş I Ğ I D I R ! |
|
|
Ana Sayfa
Kültür ve Kültüroloji
Kültür Işığı
Kültüroloji
Kültür Felsefesi
Felsefe Kültürü
Estetik Kültürü
Sanat Kültürü
Doğa Kültürü
Kozmik Kültür
Kültürü Geliştirenler
Kültüre Hizmet
Edenler
Kültür Kütüphanesi
|
KÜLTÜROLOJİ NEDİR? Bu soruyu bazı insanlara hatta bilim adamlarına sorduğumuz zaman ya dürüstçe ‘bilmiyorum’ derler veya ‘yok böyle bir şey’ derler. Belki de çoğu insan için Gerçek Kültür ve Kültüroloji bilinmeyen bir şey olduğundan bu tür sorulara negatif cevap da verebilirler. Bu cevaplar yüzeysel bakış açısından Kültüroloji’nin genç bir ilim olduğunu ve toplumlar içinde iyice yayılmadığını gösteriyor. Ama tarih açısından bakarsak çok net görmek mümkün ki Kültüroloji, en azından Felsefe kadar eski bir ilimdir. Hatta diyebiliriz ki, en eski zamanlardan bu yana Kültür’ün Anlamını, Öz’ünü, Kültür’ün Değerini ve Toplumsal Önemini genelde hep Filozoflar araştırmıştır. Kültüroloji gerçekten Kültür’ün Öz’ünü, Manasını, Doğasını, Tarihsel ve Etnik Çeşitliliğini, Toplumsal Fonksiyonlarını, Değerini ve Önemini araştıran, inceleyen Felsefe dallarından biridir. Bu anlamda Kültüroloji Kültür Felsefesi’dir, diyebiliriz. Tarih içinde Felsefe’den ayrılan çeşitli özel ilimler ortaya çıktığı gibi Kültür’ü inceleyen çeşitli başka ilimler de ortaya çıkmıştır. Mesela Kültür Tarihi, Kültür Sosyolojisi, Kültür Psikolojisi, Kültür Antropolojisi, Kültür Demografisi, Kültür Etnografisi gibi birçok çeşitli ilimler ortaya çıkmıştır… Sonuçta bunların hepsi Kültür Felsefesi’nin altında entegre olur ve bu entegrasyonun sentezi olarak ortaya Kültüroloji ilmi çıkar. Çağdaş dünya Kültüroloji’nin ne olduğunu 20. yüzyılda yeniden keşfetmeye başladı. Tabii ki yukarıda söylenen tanım ilk yaklaşımdır. Çünkü Kültüroloji’nin ne olduğunu tam olarak ifade etmek için, Gerçek Kültür’ün ne olduğunu ifade etmek gerekir ve onun logosunu yani Gerçek Kültür’ün Öz’ünü, Ana İdeasını, Kökünü, Manasını, Kaynağını, dünya üzerinde oluşumunu, gelişimini, tarihini, teorisini ve elbette pratiğini yani Gerçek Kültür’ün insanlığın hayatındaki pratik rolünü, yerini ve önemini açıklamak gerekir. Her bir ilim gibi Kültüroloji’nin de strüktürü yani içyapısı vardır. Kültüroloji’nin içerdiği bölümlere bakarsak şunları görürüz. 1. Kültür Felsefesi ve en eski çağlardan bugüne kadar gelen çeşitli Kültür Öğretileri 2. Dünya Kültür Tarihi ve her ülkenin, halkın veya etnosun Kültürü ve O’nun Dünya Kültür Tarihi içindeki yeri ve rolü - Örneğin, Türk Kültürü ve O’nun Dünya Kültürü’ndeki Yeri ve Rolü incelenmesi için, öncelikle tüm Dünya Kültürünün ne olduğu bilinmelidir. 3. Kültürolojik Öğretilerin ve Teorilerin Tarihi a. Ruhsallık Kültürolojisi’nin Tarihi ve Teorisi b. Ahlak Kültürolojisi’nin Tarihi ve Teorisi c. Estetik Kültürolojisi’nin Tarihi ve Teorisi d. Sanatsal Yaratıcılık ve Sanat Kültürolojisi’nin Tarihi ve Teorisi e. Din ve İnanç Kültürolojisi’nin Tarihi ve Teorisi f. Mitoloji Kültürolojisi’nin Tarihi ve Teorisi vs… 4. Kültür Antropolojisi 5. Kültür Psikolojisi 6. Kültür Sosyolojisi 7. Pratik - uygulama Kültüroloji Görüldüğü gibi Kültüroloji çerçevesinde çeşitli ilimler arasında bağlar vardır ve bu bağlar ve ilişkiler Kültüroloji’nin Doğasını ve Strüktürünü ortaya koymaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, Kültür’ün Öz’ünü bir bitkinin tohumuna ve çekirdeğine benzetebiliriz. O zaman Kültüroloji buna benzer: Bu tohum veya çekirdek hangi topraklarda yetişir, hangi şartlarda yetişir; nelerle beslenir; ne kadar suya ihtiyacı vardır; ne kadar havaya, güneşe, ısıya ihtiyacı vardır; onun doğası nedir; o çekirdekten nasıl bir filiz oluşur; ondan sonra bitki nasıl gelişir; onun ihtiyaçları nedir; bakımı nasıldır; onun yaprakları ve çiçekleri nasıl oluşur; meyvesi ne olur; meyvesi nasıl olur, nasıl tüketilir; yeni tohumları ve çekirdekleri nasıl değerlendirilir; bu bitki en geniş şekilde dünyada çeşitli ekolojik bölgelere, reyonlara nasıl dağılabilir; bu bitkinin toplum içindeki rolü nedir; bu bitkinin çeşitli parçaları (kökü, dalları, yaprakları, çekirdeği) ve sonunda bu bitki tarih içinde nasıl gelişmiştir ve bu hale gelmiştir; gelecek kuşakların da ondan faydalanabilmesi, topluma daha iyi, daha güzel ve her açıdan faydalı meyve vermesi için, onun daha gelişmiş halini daha iyi meyvesini elde etmek için, onun gelişmesini nasıl sağlamak mümkündür... İşte Kültüroloji buna benziyor. Böylece görüyoruz ki Kültüroloji aslında çeşitli ilimleri Felsefe çatısı altında birleştiren büyük ve çok eski bir ilimdir. Ve kesinlikle Kültüroloji’nin önemi ve rolü çağdaş dünyada çok daha fazla artmıştır. Bunun anlamı şudur: aslında Kültüroloji - insanlığın Ruhsallaşmasını ve Ruhsallaşma yollarını, metotlarını ve pratik yöntemlerini inceleyen bir ilimdir. Çünkü eğer Kültür’ün Öz’ü insanın Öz’ünde olan Ruhu ve Ruhsal Işığı ile yani – Ruhsal ve Gerçek Güzellik, Bilgelik, Sevgi, Yücelik, Özgürlük gibi şeylerle ilgiliyse, o zaman Kültüroloji’nin Öz’ü ve Ana Konuları insanlığın pratik olarak yaşadığı Ruhsallık seviyesi, Ruhsallık Bilinci, Güzellik, Bilgelik, Sevgi gibi Yüce kavramların anlayışı, idrakı ve pratik hayatta yaşanan özü ve seviyesi, O’nu daha da yükseltme yolları ve metotlarıdır.
Yukarıda söz konusu olan Kültüroloji’ye teorik bakışın ve yaklaşımın
hayattaki pratik uygulaması ne olabilir diye düşünsek, işte herhangi bir
insanın Kültüroloji açısından Kültür seviyesinin incelemesi ve
analizi şöyle olabilir:
Öncelikle bu insanın Kültür seviyesi onun pratik olarak yaşadığı
Ruhsallık ve Bilinç Seviyesini inceleme ile başlar. Kültüroloji
açısından en temel ve önemli konu, seçtiğimiz insanın ruhsal
seviyesi, onun ruhunda ve ruhun merkezi olan Yüreğinde bulunan
Gerçek Ruhsal Temizlik (saflık), Güzellik, Bilgelik, Sevgi, Yücelik
ve Özgürlük seviyesidir; bunların onun bilincine, karakterine,
şahsiyetine yansıma seviyesidir; o insanın hayatında olan bu
ruhsallığın onun etrafını güneş ışınları gibi aydınlatma gücünün
derecesi ve seviyesidir; onun kendine, topluma, dünyaya ve evrene
davranış seviyesidir, onun yaratıcılık seviyesi, onun ruhsallığının
yüksekliğinin seviyesi, toplumu aydınlatıcı ve yükseltici gücü ve
seviyesidir. Bu genel incelemenin yapıldığı insan için daha sonra,
hangi çağın insanı olduğu, hangi kültürün içinde doğduğu, oluştuğu,
geliştiği, yaşadığı ve topluma yaptığı hizmetleri önemlidir. Örneğin
bu insana Çağdaş insan demek için, öncelikle onun ruhunun ve
yüreğinin Ruhsallık seviyesi, bilincin, şahsiyetin ruhsallık
seviyesi önemlidir; bu onun doğasından, köklerinden gelen en önemli
şeydir. Sonra çağdaş dünyanın Kültür Mirasını ne kadar aldığı,
kendi içine ne kadar toplayıp sığdırabildiği, çağdaş dünyada ve hatta
evrende kendini nasıl idrak ettiği, değerlendirdiği, kendi hayat
rolünü ve görevlerini ne derecede ve nasıl idrak ettiği önemli.
Gittikçe özelleştirerek incelemeye devam edersek ortaya çıkan şey şu
olur:
Mesela bu insan bu çağda ve Türkiye’de doğmuş olsun. O zaman Dünya
Kültürünün yanı sıra onun ruhu ve bilinci Türk Kültürünü ne kadar
içeriyor, tüm Türk Kültürünün tarihini, özünü, özelliklerini, insan
ne seviyede idrak ediyor ve kendi pratik hayatında uygulayabiliyor?
Bunlar önemlidir.
Sonra etnografik açıdan bu insan Orta Asya Türklerinden midir, Orta
Doğu Türklerinden mi, Anadolu veya Avrupa Türklerinden midir? Belki
de yabancı ülkelerde doğmuş Türklerden olabilir. Eğer o Anadolu
Türklerinden ise daha diferens olarak Kuzey Anadolu mu, Güney
Anadolu veya Doğu Anadolu, Batı Anadolu yoksa İç Anadolu’da mı
doğmuştur, hangisini içine sindirmiştir. Ailesinden, genetiğinden,
ruhsal ve toplumsal çevresinden hangi Kültür’ü ve nasıl o insanın
içinde daha net görebiliyoruz? Hatta onun antropolojik tipi,
sosyolojik ve psikolojik tipi, onun cinsiyeti, yaşı, terbiyesi,
eğitimi, genel ve özel kültür dereceleri ve kalitesi nedir? Daha
sonra, o insanın etrafında olan başka insanların, başka halkların ve
ülkelerin Kültür’ünü algılamaya açıklık seviyesi, onları sığdırma ve
kabul etme seviyesi, hatta başka Kültür kaynaklarından faydalanma ve
işbirliği seviyesi önem taşıyor. Sonra o insanın Yaratıcılık
Kültürü, o insanın başkalarına hizmet etmesi veya kendine hizmet
etmesi, ruhsal oryantasyonu ve tercihleri; dünyaya bakış seviyesi,
Bilinç Kültür’ü, Akıl ve Duygu Kültür’ü, Algılama ve Hareket
Kültür’ü, Eylem Kültür’ü önemlidir. Onun bütün bunların sentezi olan
Genel Kültür seviyesinin yanı sıra, kişinin özel olarak Ruhsallık
Kültürü, Ahlak Kültürü, Felsefe Kültürü, Psikoloji ve Davranış
Kültürü, eğitim alma ve devam etme – her açıdan Gelişme Kültürü,
Felsefi, Sanatsal Kültürü, Yaratıcı ve Tüketici Kültürü, sonunda
onun Fiziksel, Bedensel, İç ve Dış Kültürü, hatta Düşünce Kültürü,
Duygu, His Kültürü, onun Giyim Kültürü, Yemek Kültürü, Yürüyüş veya
herhangi bir Hareket Kültürü, işte bunların hepsi Kültürolojik bir
inceleme ve analiz ile ortaya çıkartılabilir. Ve bunun gibi herhangi
bir toplumun, halkın, ülkenin ve çağın Kültür’ü de Kültüroloji
açısından değerlendirilebilir. Sonunda önemli olan o insanın Ruhunda
ve Yüreğinde parlayan Ruhsal Işıktır. Ve bu Işık’ın onun hayatının
her dalına, her alanına yansıma derecesi ve seviyesi ve sonunda
topluma, dünyaya ve evrene o Işığın verdiği faydası! İşte
Kültüroloji açısından bu insanın, halkın veya bir toplumun
Kültürolojik Öz’ü, doğası ve önemi bu şekilde değerlendirilebilir.
İnsanın ruhsallaşması onun Kültür seviyesini gösterir. Kültüroloji
ise bu prosesi Tarih, Felsefe ve diğer ilimlerde inceleyen
öğretidir.
KÜLTÜR TİPLERİ Kültür alanı hayatın tümünü, tüm dallarını, boyutlarını ve şekillerini içeriyor. Kültürü tipolojik analiz açısından incelersek, öncelikle Kültür’ün Öz’ü olan insanın Yüreği’ndeki Ruhsal Güzellik, Bilgelik, Sevgi, Özgürlük Işığı’nın hayatın her şeklinde, her hücresinde ortaya çıkması olduğunu görürüz. Kültür insanın Yüreğindeki Ruhsal Tanrısal Işığı sevmek, O’na hayati değer vermek ve O’nun büyümesi ve gelişmesi için hizmet etmek, çalışmaktır. Bu açıdan bir insanın hayatında çeşitli Kültür Tipleri ortaya çıkmaktadır. Ayrı bir insan gurubunun, milletin, toplumun ve tüm insanlığın Kültür Tiplerinden de söz edilebilir. İnsanın Yüreğindeki Kültür Işığı ilk önce onun ruhunu aydınlattığı için ilk sırayı Ruhsal Kültür alır. Bir şahsın Kültür’ünden söz edersek onun Ruhsal Kültür’ünden, Ahlak Kültürü’nden Düşünce Kültürü’nden, Duygu Kültürü’nden, His Kültürü’nden, Algılama ve Hareket Kültürü’nden, Davranış Kültürü’nden, Fizik Beden Kültürü’nden söz edilebilir. Örneğin Düşünce Kültürü ve Duygu Kültürü iki farklı Kültür Tipidir diyebiliriz. Ama ikisi de aynı zamanda aynı insana ait olabiliyor. Bir millet Kültürü’nden söz edersek, o milletin Ruhsal Kültürü’ne ait olan Mitoloji, Efsaneler, Edebiyat, Sanat, Din, İnanç, İlim, Bilim gibi Kültür Türlerini görmek mümkündür. Elbette bunların ruhsal seviyesi yeterince yüksek olmayabilir. Bu durumda bunlar daha çok o milletin Toplumsal - Psikolojik Kültürü’ne ait şeylerdir diyebiliriz. Mesela bazı fizik dalları, mühendislik, üretim bilim dalları gibi bazı ilimler tamamen ruhsuz olabilmektedir. Bunların yanı sıra her milletin kendine ait Ekolojik, Etnografik, hatta Antropolojik Kültürü de mevcuttur. Her milletin kendine ait Tarih Kültürü, Geleneksellik Kültürü, Estetik ve Sanatsal Kültürü, kendine ait Edebiyat, Dans, Tiyatro, Müzik ve diğer sanatların özel Kültür Tipleri mevcuttur. Aynı şekilde her milletin kendine ait Çiftlik Kültürü, Tüketim Kültürü, Üretim Kültürü; Yemek kültürü; Giyim Kültürü vardır. Bunlar da Kültür Tipleri sayılabilir. Genel olarak tüm insanlığın Kültürünü incelediğimiz zaman tüm hayat dallarından, toplumsal bilinç türlerinden, hayata bakışından, eylem, davranış ve hareket türlerinden ortaya genel bir tablo çıkıyor, yani insanlığın genel Kültür Tipleri ortaya çıkıyor. 1. İnsanlığın Ruhsal ve Teozofi Kültürü a. Din Kültürü b. İnanç Kültürü c. Mitoloji Kültürü d. Felsefe ve Estetik Kültürü 2. Ahlak Kültürü 3. İlim ve Bilim Kültürü 4. Sanat ve Sanatsal Yaratıcılık Kültürü 5. Sosyolojik ve Psikolojik Kültür 6. Politik Kültür 7. Ekonomik Kültür 8. Üretim, Dağıtım ve Tüketim Kültürü 9. Adalet ve Hukuk Kültürü 10.Aile Kültürü 11.Spor Kültürü 12.Eğitim ve Terbiye Kültürü 13.İş, Çalışma ve Emek Kültürü 14.Meslek Kültürü 15.Eğlence ve Boş Zaman Değerlendirme Kültürü vs…vs… Bu genel Kültür Tiplerini, aynı zamanda başka açıdan da incelemek mümkündür. Çünkü hayat sürekli gelişip değiştiği için Kültür Tipleri de zaman içinde değişmektedir: bazı tipler kaybolabilir, bazı yeni tipler ortaya çıkabilir, bazı tipler birleşebilir veya dağılabilir. Bu sebeple tarih içinde çeşitli çağların Kültüründen söz edilebilir. Mesela Eski Mısır Kültürü, Antik Yunan Kültürü, Rönesans Kültürü, Aydınlanma Çağı Kültürü, Yirminci Yüzyıl Kültürü gibi… Ayrıca bu Kültür Tipolojisinde dünyanın çeşitli bölgelerine göre de Kültürden söz edilebiliyor: Örneğin Asya Kültürü, Uzak Doğu Kültürü, Batı Kültürü, Avrupa Kültürü gibi çeşitli Kültür Tipleri de bu tipolojik analizde mevcuttur. Tabii ki bunların yanı sıra Genel Kültür çerçevesinde çeşitli Ekolojik, Biyolojik, Bitkisel, Hayvansal, Antropolojik Kültür Türlerinden de söz edilebilir. Örneğin Tıpta virüs gibi Mikroorganizmalar Kültürü’nden söz edilebilir; Botanikte çeşitli Bitkisel Kültürlerden söz edilebilir, mesela Pamuk Kültürü, Buğday Kültürü, Mısır Kültürü gibi; hayvancılıkta çeşitli Kültürlerden söz edilebilir, mesela Hayvancılık Kültürü, Balıkçılık Kültürü, Çiftlik Kültürü gibi… Kültür çok taraflı, çok yönlü, çok parametrik bir kavram olduğu için bu tipolojik bakışta biz sadece en temel, en önemli Kültür Tiplerinden söz ediyoruz. Hayatta ise çok daha fazla çeşitte Kültür Tipleri mevcuttur. Ama önemli olan şu ki, insanlığın çağdan çağa değişen hayatı içinde insanın ruhsallığı artınca her Kültür Tipinde biz gelişim görebiliriz ve daha yeni Kültür Tipleri ortaya çıkabilir. Ama ruhsallık azaldığı zaman, Kültür Işığı sönmeye başladığı zaman Kültür çeşitliliği azalır ve Kültürün her tipinde çökmeler olur. Aslında elbette İnsanlık Kültürünü kesinlikle bir bütün olarak görmemiz önemlidir ve O'na bir Kültür Okyanusu ya da bir Kültür Gezegeni diyebiliriz. Bu Kültür Gezegeninde ne kadar çok kıtalar, yaşam türleri, çağlar içinde değişen çeşitli insani Kültür Türleri, hatta kozmostan bu gezegene gelen çeşitli Kültür türleri de olabilir. Bu şekilde bakınca görüyoruz ki Kültür Gezegeni de aslında bir bütündür, onun tüm elementleri ve türleri de birbiriyle derin temasta ve alakadadır, bir bütündür. Bu Dünya Kültürünün bütünlüğünde her şey aynı zamanda ruhsal ve maddidir. Ama en önemli şey şu ki, insanın Yüreğinden, ruhundan gelen Gerçek ve Yüce Güzellik, Yücelik ve Sevgi Işığı aslında normalde pek görünmüyor gibidir. Tabii O bazen insanın parlak gözlerinde, ateşsi sözlerinde, yüksek şiirlerinde veya mükemmel bir dansta kendini gösterebilir veya dahice yapılan sanat şaheserlerinde biz bu Ruhsal Işığın konsantrasyonunu görebiliriz. Çünkü O öncelikle insanın aklını değil, Yüreğini etkiler ve insan bunu hisseder. İnsan Yüreğine Kültür Işığı dokununca o Sevinçle, Sevgiyle Güzellik duygusuyla cevap verir. Çünkü benzeri benzerini yaratır. Ressamın Yüreğinden çıkan Yüksek Güzellik Işığı onun tablolarına da kendini yansıtır ve insanların yüreklerine parlayarak dokunur. Ve algılayan insan Güzellik duygusu yaşar. Veya Gerçek ve Yüksek bir Sevgi başka insanların Yüreğinde aynı Sevgiyi yaratabilir; elbette algılayan insan buna hazırsa. Aslında Buzdağının görünmeyen tarafı gibi, O Görünmeyen Yüce Işığın Etkisini veya Kendisini algılamak için insan özel bir hazırlık seviyesine gelmelidir. Yani onun Algılama Kültürü yeterince yüksek olmalıdır. Örneğin Estetik Kültürü’ne sahip olmayan birisi Gerçek Sanatçı olamaz. Çünkü Sanatsal Kültür, Estetik Kültür’ün bir parçasıdır. İşte en önemli şey tüm insanlığın hatta tüm canlıların Yüreklerinde olan bu Yüce Güzellik, Bilgelik, Sevgi Işığının bir yıldız sistemi gibi sistem oluşturmasıdır. Bu normal gözle görülmese bile buna Işıklı Yürekler Ağı ya da Sistemi diyebiliriz. İşte Kültür’ün Temeli budur – Işıklı Yürekler Sistemidir. İşte budur Ruhsallığın ta kendisi! Ve insanlığı geliştiren Temel Kültür budur! Genel Hayır budur! Bu Işıklı Yüreklerin Birliği ve Parlaklığı bizim dünyayı Kültür Gezegenine dönüştürüyor. Kültür ise hayatın tam Özü’dür, Temelidir ve hayatı sonsuzluğa kadar götürecek Özgür Güzellik, Bilgelik ve Sevgi Gücüdür.
|
|
Copyright ©2008 - Kültür Işığı Web Sitesi. Tüm haklar Saklıdır. Bu Sitenin hiçbir sayfası veya parçası kullanılamaz. |
|